![]()
Sen şimdi mi varolduğunu sanıyorsun, ey sevgili?
Tarihi adım adım gez de, gör asırlık kendini.
Keşfetmediğin gömülmüş uygarlıklarda, adın gizli.
Sen; Antik Dünya´da zaman maceraya dönüşürken,
Zeytin gözlünün, gümüş kupada sundugu şarap,
Aşk güneşiyle ermiş, elinde bir salkım üzümdün.
Firavun´un Nil diyarıyla bütünleşen, gizemli piramitleri,
Cleopatra´nın süt banyosunda, kadifeleşmiş teniydin.
Dere gibi uzanan, Çin Seddi´nin üstünde duran,
Çekik gözlünün, ipek siyah saçındaki kiraz çiçeğiydin.
Mozart´ın piyanosunda, fırtınalar yaratan akordu,
Müzikle aşkın kucaklaşan, ölümsüz senfonisiydin.
Mevlana´nın ruhundaki karanlıkları aydınlatan ışık,
Yunus Emre´nin şiirle özleşmiş yürek dergahıydın.
Köroğlu´nun gönül sazı, Karacaoğlan´ın ozan diliydin.
Yaşlı çınarın gölgesinde, çobanın çaldığı yanık kaval,
Al yanaklı yarinin, kalbiyle işlediği, oyalı mendiliydin.
Bir tas ayran uzatırken, kaçamak bakışın kirpiğiydin.
Ey asırlık sevgili; sen ezelden beri hep vardın.
Tarihin ucundan, gönül köprünle bana uzandın.
Seni sadece bir ömürlük sevmeyecegimi bilmeliydin.
Benim sevgim tarih olur, tarih sonrasını da görmeliydin..
Nigâr Yıldız
10.03.2004

Yorum gönder
You must be logged in to post a comment.