
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Saçlarından almış rengini gece,
Böyle bir güzellik görmüş mü cihan?
Bir araya gelse binlerce hece
Seni anlatmaya yetmez Neslihan…

Bir sabah olan oldu, Şems yoktu… Celalettin dostunun gidişiyle adeta yıkıldı… Büyük ıstıraplar içinde dosta onlarca beyit, şiir ve rubayi yazdı. İlahi aşkının ilk kıvılcımını başlatan biricik dostu Şems artık yoktu. Büyük acı, üzüntü ve keder vardı…
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin
durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla suskun, ninenin ağlamaktan
iyice çukurlaşmış gözler ve keskin çizgileriyle
bıkkın bakışları süzüyordu etrafını.
Ve hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle,
sözü yaşlı kadına verdi, hakim.
“Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun?”

Masamızdan üç portre
Sen, ben ve diğerleri
Ben; sigaramı yakmış, yalnızlıklarda
Sen; diğerleriyle sohbet içinde
Read the rest of this entry »